İCLAL AYDIN (şiirleri)....

NE OLACAK HALİM
Sen bu satırları okurken ben çok uzaklarda olacağım...
Böyle başlardı bütün bildiğimiz mektuplar,
Biliyor musun? Bu ikimizin hikayesi,
Şu anda nerdesin, ne yapmaktasın;
Bildiğim yerlerde misin yoksa hiç görmediğim bir evin penceresinde mi,
Sevdiklerin özlemi sardı mı nicedir kalbini,
Pişman mısın başlamadıkların için, iç çekiyorsundur şimdi
Düşünüpte yazmadığın yazıpta yollamadığın mektupları saklıyor musun hala,
Kafanda hep aynı cümle biliyorum ne olacak halim,
Ah, biriktirdiğimiz bütün hevesler nasılda hızla tükendiler.
En çok kimi özledin, en çok neyi bekledin?
Şimdi düşlediklerimin neresindesin...
Dedim ya.
Bu ikimizin hikayesi...
Islandığımız bütün yağmurları, dudak kanatan kalpli sızı aşklarımızı,
Bizi buluşturan kaldırımları,
İşte bütün bunları bütün bunları yazıyorum.
Ben unutmadım diye
Hatırlıyor musun sonunu değiştirmediğimiz filmleri
Hayatın gerçeğidir sandığımız kabullenilmiş yenikliği
Bir ağızdan söylediğimiz en kahraman cenkliği,
Büyürken vazgeçtiklerimizi yada vazgeçirttirdikleri şeyleri,
Ne Olacak Halim...
Çabuk mu büyüdük dersin
Biliyorum..
NE Olacak Halim...
Sen bu satırları okurken, ben nerde olacağım kim bilir.
Neleri bırakmış olacağım birde,
Ne aşkları
Ne başlangıçları
Ne ayrılıkları tıpkı senin gibi.
Biliyor musun...
Tek sorum var kendimle şimdi

Ahhh
Ne Olacak Şimdi Halim....

((iclal aydın))







......kırık bir aşk.............hikayesi bu...
..umutsuzluklarla..........ve hüzünle dolu...
güneşinden yoksun; umut, bulutlar ardında
gökyüzü kapkaranlık ve biz burada ışıksızız
yollar aşılamaz türden, ufuklar bizden uzak
.bugünler mutsuz ve yarınlar çok umutsuz
...amaçlar belirsiz ve araçlar çok yetersiz
.....görüşebilmek zor, görüşmemek zor.
.........sevebilmek ve de sevilebilmek,
............ne kadar mümkün sence?
...............ne kadar olası bu düş?
..................birleşebilir miyiz?
.......................sen-ve-ben
.........................bir gün!
...........................? ?






MASALLAR
Daha uyanmamalıydık masallardan.Ne zaman bitti o eşsiz ormanlar, yollar?
 ne zaman ayrıldı yolları şehzade ile ipek kızın? ve ne zaman vazgeçti yakışıklı prens
 yüzyıl uyuyan güzeli uyandırmaktan? Ne zaman yoruldu aladdin lambasını ovmaktan?
 iyilik perileri, sevimli cinler şimdi neredeler? Daha uyanmamalıydık...
Masallar hep o renkte ve aynı inandırıcılıkta kalmalıydı kalbimizde.
Bir şey oldu, bir yerlerde.Büyüdük mü küstük mü birşeylere ne;
inanmaz olduk masallara.Dinlemez olduk ve anlatmadık bir daha.
Belki anlatılacak masalımız kalmadı, çabuk yordu hayat bizi.
Oysa ne güzeldi küllerinden yeniden doğan Anka kuşu, Kaf dağının
 ardındaki o gizemli ülke, lal bir oba uşağı ile güzeller güzeli bey kızının
 başkaldıran sevdası.Nasıl özlüyoruz geçmişi...Neden özler ki insan?
Hele birde mutsuz bir çocuksanız...Çocuktuk çünkü.İnanıyorduk.
Köprüler geçmemiş, aldatmamış, aldatılmamış, bedeller ödememiş,
ayrılık ve hasret mektupları okumamıştık.Ve dizlerimizi kanatmamıştı
 henüz hayat.İnanıyorduk, duruyduk, saftık, çocuktuk.Şimdi anlatacak
bir masalımız bile yok, bir köşesine sığınacak... 
((İclal Aydın))









SENİ SEVİYORDUM
Sana uzak kentlerden birinde zamanın bir yerinde
 seni ve senli günleri anımsattı akşam güneşi...
Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi
İnsan hergün anımsar mı aynı gözleri
SENİ SEVİYORDUM ve senin haberin yoktu
Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına
düşüşü ve burnun, herkesten başkaydı işte...
Güldüğü zaman yukarıya bakardı;
Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı...
Ne güzeldiler sen bilmiyordun...
BEN SENİ SEVİYORDUM...

Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler
Duvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara çarpıyordu
Geri dönüyordu, çoğalarak
Senin sesini duyduğum masalarda
erteliyordum herşeyi, herseyi erteleyişim oluyordun
Kalp ağrısı oluyordun,
Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun,
Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk,
Dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyorduk
 ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk
Cesurduk...
Ufuk çizgisi maviydi, gün batımı hep turuncu ve kırmızıydı bütün karanfiller...
Ben SENİ SEVİYORDUM sen bilmiyordun...
Sevinçlerim oluyordun arasıra sen hiç bilmiyordun
Sonra herhangi biri oldun, bütün sevinçlerim bittikten sonra
Yağmurlar yağdı, serin haziran akşamları
Derken bir gün uzaktan gördüm seni...
Saçların bana inat başın herseye meydan okuyarak işte yine aynı
Kalbimi acıttı her zamanki gibi...
Değiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordun
Şimdi bunları anlatsa sana birileri kim bilir yada boşver bilme en iyisi...
((İclal Aydın))








ZOR GÜNLER
Benden önce söylenmiş sözlerin haklılığına kızdığım oldu zamanında
Ama inandığımda,
Ömrümde her şarkı başka bir kapı açtı...
Bu şarkının ardında sen
Bu kapının ardında ise benden önce söylenmiş sözler vardı...

Çok zor günler geçirdim vaktiyle
Alemde savaşlar,çırpınışlar
Nihayetinde; aşık olmak kısmetmiş

yar
Sana...
Aşık olmak kısmetmiş yar...

Seçtiğimiz hayatlar mı bunlar?
Seçtiklerimiz mi?
Bunca yokluk
Bunca kırıklık
Bunca acı...
Seçtiklerimiz, evet...
Hayat bu sevgilim
Çoktan seçmeli
Senin aşkınsa, bir dönem ödevi...

Bir gece çıkıp gelsen ölmezsin yar
Ölümlerden ölüm beğen
Gelmezsen yar...
Bir akşam çıkıp gelsen ölmezsin yar
Ölümlerden ölüm beğen
Öleceğim yar..

Bu yaralar, bereler
Sanadır bileler
Görenler aşkımı
Şahidim; gökkubbe,
Aşığım bekletme...

Bir şarkı tuttum sevgilim
Bir kapı açtım ikimize
İkimiz çokmuşuz meğer bu resme
Kapatmadan bu kapıyı yinede
Bu yaralar, bereler
Sanadır, bileler...

Çok canım yanıyordu
Gördüklerimden
Ve
Göreceklerimden...
Benim kanayan dizlerim yoktu hayatta bir tek
Benimde kanattıklarım vardı elbet
Ezdiğim kumlar
Ve geçtiğim yollar hala gölgemi taşıyorlar...
Hani demiştim ya en başında
"Ne ayrılıklar
Ne aşklar
Ne başlangıçlar" diye...
Yani demem o ki;
Çok zor günler geçirdim vaktiyle...

Çok zor günler geçirdim vaktiyle
Kalbimde firari endişeler
Nihayetinde aşık olmak çok zormuş yar
Sana aşık olmak çok zormuş yar...


Bir gece çıkıp gelsen ölmezsin yar
Ölümlerden ölüm beğen
Gelmezsen yar...

Bu şarkı sadece benimdi sevgilim
Ve ben büyük bahçeler istemiştim ikimize
Yazmışsın ya;
"Onu sevebileceğimi düşünmüştüm" diye
İşte o günden beri belkide bu yüzden sadece,
Bu yaralar, bereler
Sanaydı bileler...
Görenler aşkımı
Şahidim; gökkubbe...
((İCLAL AYDIN))








AYRILIĞIN İLANI
Gidiyormusun diye sorma bana,
Gönderen sensin.
Ne terk etmeyi istedim seni,
Nede daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi.
Senin kadar öfkeliyim bende,
Senin kadar endişeli.

Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana,
Ama inandıramadım seni.
Sen sorgularken beni kafanda,
Ben gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla,
Bir tek sözün bağlardı beni sana,
Oysa sen hep susmanın koynunda.

Aşkın içine bir kez girdimi kuşku,
Teslim alır bedenleride.
Sütten çıkmış ak kaşık değildim,
Ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza,

Dünya ki bazen minicik bir odada,
Bazen kentin ortasında şekillendi.
Nasılda güzeldi....
Zaten sen varsın diye her şey güzeldi,
Ama sen buna da inanmadın.

Ah bu sorular....
Yaşamak varken sevdayı,
Delice niye boğarız sularla?
Nasıl ikna edebilirdim seni,
Ben aşk dedikçe,
Sen dur dedin.
Ben seninleyim dedikçe,
Sen hayır dedin.

Zaten az konuşan sen,
Olumsuz ne kadar sözcük varsa,
Sen bulup çıkardın ortaya.
Bense hiçbir şey diyemedim.
Ne kadar zarar vermişim sana meğer,
Nasıl değiştirmişim seni,


Oysa hiç böyle düşünmemiştim,
Kimseye zarar vermek istemezdim ben.
Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmekte istemem.
Ama öyle oldu işte.
Demek ki gitmenin zamanı şimdi.

Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı,
Aklında sevda sözlerimiz bile kalmaz,
Rahat değildin,
Rahat ol artık,
Gözlerini saklaman içinde bir neden kalmadı artık.
Tedirginliğininde sebebi kalktı ortadan.

Biliyormusun bitanem!
Gidişim yürekten değil,
Zorunluluktan.
Sanma ki bu toy sevdayı;
Başka kimliklere taşırım.

Sanma ki;
Benden sakladığın gülüşlerini,
Başka yüzlerde ararım.
Senide götürürüm yüreğimde,
Her zaman yokluğunu taşırım.
Bulup, bulup kaybettim seni bebeğim,
Ne yazık ki toz duman edemedim kuşkularını,

Ne yazık ki kalamadın bana,
Öpüçügümün kokusu kalacak, kapının eşiğinde.
Kokladıkça bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın

((İCLAL AYDIN))







UNUTULMUŞ MUYDUM
Şiir:

"Gittin
Sen bana gitmek için gelmiştin
Geride yavaş yavaş eriyen bir kurşun bıraktın
Bıraktığın şekilden çok daha başkasına bürünen
Ve bir daha asla eskisi gbi olamayacak bir kurşun
Gerçekten birdaha hiçbirşey eskisi gibi olmadı."

Kısa bir hüzünden sonra
Geldim geri döndüm sana
Seviştin mi, değiştin mi
Beni, yeni bir umutla
Kimbilir kimler aklını çeldi
Gördüğüne sevinmedin mi beni
Kimbilir kimler aklını çeldi
Görüdüğüne sevinmedin sen beni
Üç günlük ayrılıkta neler neden değişti
Unutulmuş muydum
Alışıyor muydun
Yavaş yavaş yokluğuma
Beklenmiyor muydum
Kalbini mi yordum
Bunca iş güç arasında


Şiir:

"Bir gün beni nasıl paslı bir makasla
Nasıl derinden budayıp gittiğini farkettim
Yeni bir filiz veremeyecek kadar derindi
Kesip attıkların sensizlikle oluşmuş hastalığıma
Senin bile çare olamayacağını
Benim için artık çok gecikildiğini anladım."

Söyle bari son söz olsun
Kızmam bundan sonra sana
Dostuz artık geçmiş olsun
Anlat saklama ne varsa
Kimbilir kimler aklını çeldi
Gördüğüne sevinmedin mi beni
Kimbilir kimler aklını çeldi
Görüdüğüne sevinmedin sen beni
Üç günlük ayrılıkta neler neden değişti
Unutulmuş muydum
Alışıyor muydun
Yavaş yavaş yokluğuma
Beklenmiyor muydum
Kalbini mi yordum
Bunca iş güç arasında
((metin özülkü-iclal aydın)) 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !